RAVENFALL
Duvarların Ardındaki Son Kasaba
Kaldras evreni. Knox County, Kentucky. Salgından on yıl sonra.
Bu, tek bir kişinin değil, bir kasabanın hikâyesidir. Kimsenin planlamadığı, herkesin birlikte kurduğu bir yerin. Okurken şunu unutma: buradaki her duvarın ardında bir mezar, her taşın altında bir isim var.
I. Düşüş
On yıl önce Knox County bir sabah uyanmadı. Başlangıçta kimse ciddiye almadı. Radyoda birkaç haber, hastanelerin önünde uzayan kuyruklar, sonra sirenler. Bir hafta içinde önce Louisville düştü, ardından West Point, ardından Muldraugh. Ölüler yürüdü ve yürüdükçe çoğaldılar.
Hükümet bölgeyi kurtarmaya çalışmadı, sadece kapattı. Askerler köprüleri havaya uçurdu, otoyollara beton döktü, tel çekti. Knox County'nin etrafına görünmez bir çember çizildi ve içeride kalan herkes o çemberin içinde bırakıldı. Kurtarma gelmedi. Uçaklar yalnızca bir kez geçti, o da yiyecek atmak için değil, bir yeri haritadan silmek içindi. Kentucky'nin bu köşesi resmî kayıtlarda kayıp bölge olarak geçti. Orada yaşayanlar için ise adı basitçe içerisi oldu.
II. Sessizlik ve İlk Kış
En çok can salgın değil, salgından sonrası aldı. İlk kış acımasızdı. Elektrik gitti, sular kesildi, marketler günler içinde boşaldı. İnsanlar önce paniğe, sonra açlığa, en sonunda birbirine düştü. Silahı olan, olmayanın kapısını çaldı. Bir konserve kutusu için adam öldürüldü.
Şehirler birer ölü tuzağına döndü. Kalabalık nerede varsa, ölüler oraya aktı. Hayatta kalanlar dağıldı. Kimi ormanlara, kimi çiftlik evlerine, kimi terk edilmiş benzinliklere. Küçük gruplar kuruldu, çoğu bir mevsim bile dayanamadı. Kışın sonunda Knox County'de yaşayanların sayısı, başladığı günün onda birine inmişti. Ama o onda bir, bir şeyi öğrenmişti. Yalnız kalan ölürdü. Yaşamak isteyen bir araya gelmek, ve bir duvar örmek zorundaydı.
III. Ravenfall'ın Doğuşu
Muldraugh'un kuzeyinde, iki tepenin arasına sıkışmış küçük bir kasaba vardı. Adı Ravenfall'dı. Bir zamanlar birkaç yüz kişinin yaşadığı, bir bakkalı, bir benzinliği ve küçük bir karakolu olan sıradan bir yerdi. Küçük olması onu değerli kıldı, çünkü küçük bir yeri savunmak kolaydı.
Ravenfall'ı bir kral kurmadı. Bir general, bir kahraman ya da bir şerif de kurmadı. Onu, yolda birbirine rastlayan sıradan insanlar kurdu. Kaybedecek başka yeri kalmamış insanlar. Bir öğretmen, bir tamirci, iki kardeş, yaşlı bir çiftçi, kucağında bebeğiyle bir kadın. Hepsinin soluğu aynı kapının önünde kesildi. İçeri girdiler, kapıyı ardlarından kapattılar ve o gece bir karar verdiler. Artık kaçmayacaklardı. Kalıp savunacaklardı.
IV. İlk Duvar
İlk duvar bir gecede, sokağa devrilmiş arabalardan örüldü. Ertesi gün beton bloklar eklendi, sökülen kapılar, kamyon kasaları, dikenli teller. Çatılara nöbet tahtaları çakıldı. Herkes bir taş taşıdı, herkes bir çivi çaktı. El işi bilmeyen yemek pişirdi, silah tutamayan yaralılara baktı. Duvar yükseldikçe, insanlar arasında görünmez bir şey daha yükseldi. Birbirlerine ihtiyaçları olduğu gerçeği.
Ölüler geldi. Kokuyu, sesi, dumanı takip ederek sürüler halinde geldiler. Kapıya vurdular, vurdular, vurdular. İçeridekiler sırayla nöbet tuttu, sırayla uyudu, sırayla öldü ve sırayla gömdü. İlk yılın sonunda duvarın dibinde küçük bir mezarlık vardı. Ama duvar dayandı. Ravenfall dayandı.
V. Haberin Yayılışı
Duvar dayandıkça bir söz ormanlarda dolaşmaya başladı. Ravenfall'da hâlâ insan var, diyorlardı. Ateş yakabilen, kapısını kilitleyebilen, geceyi korkmadan geçirebilen insanlar. O söz, kıyametin ortasında bir umut kıvılcımıydı ve umut, açlıktan bile hızlı yayıldı.
Önce onlarca, sonra yüzlerce kişi o kıvılcımı takip edip kapıya geldi. Kimi bir çuval unla, kimi eli boş, kimi kucağında hastasıyla. Ravenfall kapısını çoğuna açtı. Kasaba büyüdü, ama büyüdükçe yeni bir sorunla tanıştı. İnsanla.
VI. Duvarların İçinde Bir Düzen
İnsan çoğaldıkça sorun da çoğaldı. Kim ne yiyecek, kim nerede uyuyacak, kim çalışacak, kim bedavaya yaşayacaktı. Silahı olan silahsızı soyunca ne olacaktı. Ravenfall iki kez neredeyse çöktü, ama ikisinde de sebep dışarıdaki ölüler değildi. Sebep içerideki öfkeydi.
İlk çöküşün eşiğinden döndüklerinde bir gerçeği kabul ettiler. Hayatta kalmanın bir bedeli vardı, ve o bedel birkaç kuraldı. Kuralları kimse tepeden dayatmadı. Kasaba meydanında, herkesin önünde konuşuldu ve üzerinde uzlaşıldı. Ravenfall'ı ayakta tutan artık yalnızca duvar değildi. Ravenfall'ı, üzerinde anlaştıkları o birkaç söz ayakta tutuyordu.
VII. Rozet
Kural koymak kolaydı, uygulatmak zordu. Bunun için aralarından birilerini seçtiler. Silahı en iyi tutanı değil, sözüne en çok güvendikleri insanları. Eski karakolun tozlu bir çekmecesinde, gerçek şeriflerin taşıdığı o yıldızlı rozetlerden birkaç tane duruyordu. O rozeti artık bir devlet değil, kasaba veriyordu.
Rozeti takanların tek bir görevi vardı. Güvenli bölgede kanı durdurmak. Kasabanın içinde, pazarın çevresinde, insanların uyuduğu sokaklarda silah patlamayacaktı. Patlatan bedelini ödeyecekti. Böylece Ravenfall'ın kalbinde küçük bir güvenli bölge doğdu. Duvarların içindeki duvar. İnsanların silahlarını bırakıp birbirinin gözüne bakabildiği tek yer.
VIII. Pazar
Terk edilmiş bakkal önce bir takas noktası, sonra bir pazar oldu. Başta her şey el değiştirdi. Kurşun için konserve, ilaç için mermi, bir gecelik uyku için bir günlük iş. Ama takas yavaştı ve adaletsizdi. Sonra birileri işe yaramaz sanılan eski bir şeyi geri getirdi. Parayı.
Para yeniden değer kazandı, çünkü paranın satın alabileceği bir şeyler yeniden vardı. Fiyatı kimse dayatmadı, pazarın kendisi belirledi. Bir malı çok isteyen çok verdi, çok satan ucuzlattı. Zamanla bir emir defteri tutuldu. Kim ne satıyor, kim ne alıyor, hangi fiyattan. Ravenfall'ın pazarı, ölü bir dünyada çalışan tek canlı ekonomi oldu. Kazandığın parayı üstünde taşımak tehlikeliydi, çünkü ölünce cebindeki her kuruş yağmalanırdı. Bu yüzden eski banka binası yeniden açıldı ve insanlar servetlerini oraya, kasaya emanet etmeye başladı.
IX. Duvarların Dışında
Ravenfall bir sığınaktı, ama bir hapishane değildi. Yaşamak için birinin dışarı çıkması gerekiyordu. İlaç, yakıt, mermi, tohum. Bunların hepsi duvarların dışındaydı, ölülerin arasında.
Dışarısı kanunun bittiği yerdi. Orada rozetin bir hükmü yoktu. Orada sadece sen, silahın ve verdiğin sözler vardı. Kimi oraya bir kez gidip bir daha dönmedi. Kimi ise dışarıyı bir meslek haline getirdi. Yağmacılar, izciler, avcılar. En tehlikelileri de kelle avcılarıydı. Güvenli bölgede kan döküp kaçan bir Player Killer, dışarıda bir ödülün peşine takılırdı. Kanunun ulaşamadığı yerde adaleti onlar, kendi bildikleri gibi yerine getirdi.
X. Bayraklar
İnsan bir araya gelince gruplaşır. Ravenfall'da da öyle oldu. Aileler, dostluklar, çıkar ortaklıkları zamanla birliklere dönüştü. Kimi ticaret için birleşti, kimi korunmak için, kimi de gücü ele geçirmek için. Her birliğin bir adı, bir bayrağı ve bir üssü oldu.
Bu birlikler bazen ortak oldu, bazen düşman. İki bayrak aynı toprağı isteyince kan döküldü. Ama Ravenfall bunun için bile bir yol buldu. Baskın gizli saklı yapılmaz oldu, savaş ilan edildi. Bir üsse savaş açıldığında tüm kasaba duyardı, savunana hazırlanması için süre verilirdi ve ancak ondan sonra duvarlar kırılabilirdi. Kaos bile bir düzene bağlandı.
XI. Bugün
Bugün, düşüşten on yıl sonra, Ravenfall Knox County'de ışığı hâlâ yanan tek yer. Sabah pazar açılıyor, akşam kapılar kapanıyor, gece kuleler yanıyor. Duvarların içinde pazar işliyor, kasa para tutuyor, nöbetçiler kuleden dünyanın sonunu izliyor. Uzaktan bakınca neredeyse normal bir kasaba gibi.
Ama burası bir cennet değil. Duvarların dışında orman hâlâ ölülerle dolu. İçeride ise insanlar hâlâ güç, para ve toprak için birbirine giriyor. Ravenfall hayatta kalmayı öğretti, ama huzuru öğretemedi. Belki de öğretemez. Çünkü burada güvenlik bir hediye değil, her gün yeniden kazanılması gereken bir şeydir.
XII. Ve Sen
Sen de o kapıya yeni gelenlerden birisin. Ormanı geçtin, ölüleri atlattın ve bir şekilde hâlâ nefes alıyorsun. Kapıdaki nöbetçi seni süzecek, adını soracak, kuralları anlatacak ve sonra kendi yoluna bırakacak. Bundan sonrası tamamen sana kalmış.
Belki pazarda bir tezgah açıp servet kurarsın. Belki bir birliğe katılıp bir bayrağın altında yürürsün. Belki dışarının kanunsuz topraklarında adını duyurur, belki bir kelle avcısı olup katillerin peşine düşersin. Belki de bir sabah, duvarların dışında sessizce kaybolur ve adını kimse hatırlamaz.
Ravenfall on yıldır ayakta. Onu tek bir kişi değil, senin gibi binlerce insan ayakta tuttu. Şimdi sıra sende. Bir taş daha mı taşıyacaksın, yoksa duvarın dibindeki o küçük mezarlığa bir isim daha mı ekleyeceksin?
Ravenfall arşivinden. Duvarların ardında yazıldı.
Katıl: oyna.kaldras.com:16261
Web: kaldras.com